17. Londra Film Festivali bitti!

17. Londra Film festivali 8 Aralık 2011’de bitti. Çalıştığım süre boyunca tüm filmleri görebileceğim fikrine kendimi çok kaptırmışım anlaşılan. Zira sadece 5 film izleyebildim. Ama olsun buna da şükür:)

Festivalde ne mi oldu..bunları yazmak biraz geç kaldığımın ben de farkındayım:( ama kusuruma bakmayın çünkü feci hastalandım, malum Londra çok soğuk ve rüzgarlı bu ara! yeni yeni kendime geliyorum, diyebilirim.

İzleyebildiğim filmlere gelince bunlar; aslen fotoğrafçı olan Selim Güneş’in ilk uzun metraj filmi “Kar Beyaz (White as Snow)”, daha önce adını “Başka Dilde Aşk” adlı ilk filmiyle duyduğum İlksen Başarır’ın ikinci uzun metraj filmi “Atlıkarınca (Merry Go Round)”, Mahur Özmen ve Ali Özuyar tarafından yönetilen yine bir ilk uzun metraj çalışması, “Adalet Oyunu (Playing the Justice)”, festivalde film izleyenlerin çoğunluğunun beğendiği ama benim pek de içime sinmeyen tarafları olan -özellikle Serra Yılmaz’ın performansı:(- Ümit Ünal’ın “Nar (Pomegranate)” adlı filmi ve son olarak da sanırım en beğendiğim buydu, Tolga Karaçelik’in “Gişe Memuru (Toll Booth)” adlı filmiydi.

Bu filmler hakkında uzun uzun yazıp da ahkam kesmek istemiyorum çünkü ben “beğendim”, “beğenmedim” tarzında yorumlara hep gıcık olmuşumdur. Yukarıda iki tane yaptım biliyorum ama bu yazıda değil de başka bi yazıda, filmleri sakin kafayla bir daha izledikten sonra yorum yapmam daha doğru olur sanırım:)

Şu an için benden bu kadar ama izleme şansınız olursa özellikle Gişe Memuru ve Kar Beyaz‘ı izlemenizi öneririm.

Bu arada komik bi şekilde festival açılış filmi “Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak”ı izleyemedim. Tanıştığım kadarıyla Claudia Cardinale çok tatlı bir kadın ve eski filmlerine bakılırsa da( ve evet kabul ediyorum annemin hayranlığının etkisi de belki biraz var:)) başarılı bir oyuncu. Filme gelirsek Ali İlhan’ın ilk uzun metraj filmi olduğunu biliyoruz. Imdb reytingi 6.7 olan film, Altın Bamya Ödülü’ne aday adayı olan diğer popüler filmler arasında yerini almış. Tabii filmi henüz izleyemediğim için bir yorum yapamıyorum ama umarım filmi kurtaran tek şey Claudia Cardinale’nin filmde yer alması değildir, demekten de kendimi alamıyorum. Ayrıca hiçbir ödül sisteminin sağlıklı olduğuna inanmamakla birlikte, izleyin ve kararınızı kendiniz verin, diyorum:) Zira bahsettiğim ödüle (!) aday adayı olan filmler arasında “Bir Zamanlar Anadolu’da”, “Press” ve benim başarılı bulduğum “Gişe Memuru” filmleri de var:)) yani izleyin karar verin:) bu arada Nuri Bilge Ceylan’ın filmini ve de Aram Dilbar’ın oynadığı Press’i çok merak ediyorum.

Falsız kalın filmsiz kalmayın:p  geyiğimi de yaptım gidiyorum:)

13 Aralık Salı, 2011, Canada Water, Londra

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: